εїз ѕємαятιzм68 εїз

Ey insanlar, Rabb'inizden korkup sakının ve öyle bir günün azabından çekinip korkun ki, (o gün hiç) bir baba, çocuğu için bir karşılık veremez ve (hiç) bir çocuk da babası için bir şeyi verebilecek (durumda) değildir. Şüphesiz Allah'ın va'di haktır. Artık dünya hayatı sizi aldatmaya sürüklemesin ve aldatıcı(lar) da sizi Allah ile aldatmasın.

GÜLBeYaZ




~~~~Sevgi Pınarı~~~~

RAZIYIM ALLAHIM - Blogcu



30/10/2009 ·
17/10/2009 · Kategori: EDEBIYAT

 

Varlığın sarp yokuşlarında nefesi kesilir insanın.
Dudağına değince "İnşallah!" sözü; varlığı yoktan var edenin, yokluğu hiç sebepsiz varlığa doğru genişletenin iradesinden nefeslenir.
Zamanın dar köşelerinde sesi eksilir insanın.
Sesini bürüyünce "İnşallah!" kelamı, zamanı genişletenin, ömrü ebede bitiştirenin dilemesinden beslenir.
Gündelik telaşların hızla inip kalkan göğsünde aklı daralır, kalbi yorulur insanın.
Kalbini atınca "İnşallah!"ın asude iklimine, aklı aklanır, kalbi durulur.
Dünyevî önceliklerin hazla gidip gelen sarkacında ruhu hoyratça savrulur insanın.
Yüzüne gülünce "İnşallah!"ın muştusu, ruhu sılaya taşınır, hüzünleri yağmurda ıslanır.



Asil bir sükûnetin dizi dibinde nefeslenmektir "İnşallah"...
"Ben benden ötesine teslimim..." diye/bilenin inşirahıdır "İnşallah".
Kendi varlığının yükünü zayıf omuzlarından atıp hafiflediğinin resmidir "İnşallah".
Kendini kendinden öte taşıyan/taşıran insanın kabuğunu zorlayışıdır "İnşallah"..
"Ben buradayım ama burada kalmaya razı değilim..." diye/bilenin meydan okuyuşudur.
Ellerine kudret elinin sarıldığını, gözlerine bin kutlu nazarın ışık olduğunu, yüzünü çevirdiği her yönde tek ve bir teselli vechinin beklediğini ilan edişidir.
Kalbine yüklenmiş dağları bir nefeste silip süpürmektir inşallah.
Varlığın koynuna tutunmuş insanı sonsuzluğun ufkuna doğuran bir sızıdır "İnşallah"...



İnşallah, sebeplerin kör kuyusuna uzatılan ışıltılı bir kovadır.
Ağaç köklerini ve toprağı kucaklaştıran "İnşallah"tır; toprağa hayat bahşetmektir, taşa pınarlar dilemektir.
Allah dilerse tohum toprağa katışır; toprak ve tohumun boş ellerine çiçekler sunulur, kurak avuçlarına hayat akıtılır.
Nereye indiklerinden habersiz, rüzgâr nereye eserse oraya gitmeye hevesli yağmur taneleri, "Allah"ın dilediğince" boynu bükük toprağı sevindirir, güllerin al yanağına gözyaşı olur, sabahın ak göğsüne şebnem diye tutunur.
Allah'ın dilemesiyle sert ve ağır taşlar, ince ve nazenin köklere yol olur; o latif güzellerin kalplerine dokunmasıyla yollarında toprak olur.



İnşallah, Yusuf'un[as] kuyuya iten hainlerin tuzaklarının itildiği kuyudur.
O'nun dilemesidir ki Yusuf'u kuyudan çıkardı, kuyuyu Yusuf yüzlülere sırdaş eyledi.
İnşallah, Yusuf'u[as] ucuza satan bezirgânları yok pahasına satan sırdır.
O öyle istedi ki, kölelik ve kulluk Yusuf'la nice kralların erişemeyeceği şeref ve itibar bilindi.
İnşallah, İbrahim'i[as] ateşe savuran ateş yüzlülerin kavrulduğu ateştir.
O öyle diledi ki İbrahim'in teninde ateş güle çevrildi, alevin yanağından serinlik devşirildi.



Dudak ile tebessümü birbirine yapıştıran sırdır İnşallah...
Yüzün yüzüne düşen hüzünleri dağıtan dokunuştur İnşallah...
İki kalb arasındaki soğuk mesafeleri eritip ısıtan ateştir İnşallah...
Güneşin alevlerini gülün yanağına al al indiren serinliktir İnşallah....
Kelimelerin suskun hecelerinin koynuna anlamlar sunan hikmettir İnşallah...
Sesleri söze bürüyerek birbirine bitiştiren, kaynaştıran mayadır İnşallah...
Göğüslere nefesleri ele avuca gelmez, dokunulmaz, şeffaf bir genişlik olarak dokunduranın tenezzülüdür İnşallah....



Elif'tir İnşallah...
Varlığın alfabesinde dimdik duruştur.
Lâm'dır İnşallah...
Yokluğun koynunda dupduru bir b/akıştır.
Mim'dir İnşallah...
Hicranın solgun yanağına dosdoğru bir Muhammedî eğiliştir.


SENAİ DEMİRCİ

17/10/2009 ·

Belki `Artik yeter!` diyorsun,
Belki de kendinden geçmissindir,
Belki de ağliyorsundur,
Belki de bütün musibetlerin sonunda eline bir sey gecip geçmeyeceğini düsünmektesin..
Duy! Rabbin sana söylüyor..
Sabredenlere, felaketlere karsi dislerin, sikip göğüs gerenlere, mükafatlari hesapsiz ödenecektir!?

Belki de onca insanin içinde neden senin seçildiğini soruyorsun.
Oysa Rabbinin seçtikleri kiymetlilerdir..
Içinizden mücahitlerle sabredenleri ortaya çikarincaya kadar elbette sizi deneyeceğiz!?
Hayat bir imtihan değil mi?
Her soru ebedi hayatinda yer olan bir tuğla..
Nefes alip verdiğin her an yeni bir soruya gebe..
Onlar olmasaydi sonsuzluk yurdunda sana ait hiç birsey olmayacakti.
Derdin yoksa üzül asıl..
Dertliysen bil ki,
O seni seviyor..

Bak! Sevdiğin ne diyor?
ALLAH, hayrını dilediği kişiyi sıkıntıya sokar..

Belki sen Ashab-i Uhdud kadar aci çekmedin
Hani krallari onlari iman ettikleri için ates dolu hendeklere attirmisti ya?

Belki sen Ebu Zer(r.a) kadar aci çekmedin..
Amcasi inandiği için onu hasira sarip yakmisti ya?

Belki sen Vahsi kadar aci çekmedin..
Sevgilisi ona `Bana görünme!` demisti ya?

Belki sen Yakup(a.s) kadar aci çekmedin..
Yusuf`u (a.s.) elinden alinmisti ya?

Belki sen Hatice (r.anha) kadar aci çekmedin..
Muhammed(sas) yurdundan kovulmustu ya?

UNUTMA!
Rabbin kimseye
Dayanabileceğinden fazlasini yüklemez
Belki kalbindir acıyan,
Belki bedenin,
Belkide ruhundur kivranan,
Belkide yokluktur seni saran
Belkide bin bir türlü muamma,
Her ne durumda olursan ol
Diline yakisir bu dua:
`LA ILAHE ILLA ENTE SUBHANEKE INNI KÜNTÜ MINEZZALIMIN`
Senden baska ilah yoktur!

Sen bütün noksanliklarindan münezzehsin süphesiz ben nefsine

zulmedenlerden oldum

9/9/2009 ·
Siyah Gözlerinde Benide Götür
Daha dokunmadan kurudu irem
çöllere bir türlü yağamıyorum
yeni bir koşunun başlangıcında
biraz deprem sonrası
biraz şehir hülyası
bir kalp yangınından geriye kalan
siyah gözlerine beni de götür
artık bu yerlere sığamıyorum.

Pembe uçurtmalar yolladığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
sonbaharın tozlu kafeslerinde
sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor;ben kalıyorum
avareyim,asudeyim,yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında banklar üstünde
uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.

Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni de götür
baharın koynundan koparıp sana
ipek bir mendi
yanından geçen küheylanların
korku tufanına yakalandığı
siyah gözlerine beni de götür
güneş ülkesinden gelen yiğitler
benzeri olmayan bir dünya kursun
cellat,ayrılığın boynunu vursun.

Usul usul intizarı çürüten
bu hercai diken,bu çılgın arzu
sürüklüyor imkansız muştuların
eşiğine gönül vadilerini
bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
düşüyorum tanyerine
ya topla yaralı kırlangıçları
ya da bu vefasız şarkıyı bitir
özgürlüğe giden tutsaklar gibi
siyah gözlerine beni de götür.

Nurullah Genç

« Önceki ::